Haberler

Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi, “Dijital Dönüşüm Uzmanı” Halefşan Sümen ile pandemi sonrası şirketlerin sürdürülebilirliği, dijitalleşmenin süreçteki önemi, yapay zekanın geleceği ve çalışan verimlilikleri üzerine sohbet ettik.

Sektörler pandemi döneminden ne kadar etkilendi? Şirketler dijitalleşmenin önemini ne kadar kavradılar?

Halefşan Sümen: Alt sektörler ayrımında dahi etkilenmelerin değişik türlerde ve düzeylerde olduğunu görüyoruz. Örneğin perakende sektöründe marketler ile psikolojik rahatlama amaçlı alım yapılan ayakkabı-giyim firmaları haricinde kalanlar büyük talep daralmasının getirdiği gelir ve nakit akışı kaybı yaşamaktalar. Son müşterinin gelirlerinde yavaşlama ve buna bağlı tedbirli davranma arzusu onları daha dikkatli harcama yapmaya sevk edince domino etkisi oluştu ve değer zincirinin sonraki halkalarında durağanlık belirtileri görülmeye başlandı. İmalat sektörü hastalık kaynaklı devamsızlık ve mesafeli çalışma zorunluluğu nedeniyle üretkenlik düşüşleri göstermeye başladı. Bu düşüş kaçınılmaz olarak tedarikçilere uzandı.

Üretim ve ticaret azalınca zaten işleri zayıflamış olan lojistik sektörü liman yığılmaları, uluslararası karayolu taşımacılığının getirdiği çok sayıda kontrol noktası ve hava taşıma kapasitesindeki düşüş nedeniyle tren tarafına ağırlık vermek gerekti. Maalesef her lojistik firması bu geçişi sağlayamadı. Hizmet sektörü bazı alt bölümleri hariç durma noktasına yaklaştı. Turizm sektörü de bocalama içine girmiş bulunmakta. İnşaat ise zaten arz fazlası olan bir sektördü, iyice hareketsizleşmiş durumda. Benim açımdan böyle kötümser görünen bir tablo var. Hatta yukarıda değindiğim market alışverişlerinde yakın bir gelecekte düşüş olacağını öngörüyorum, bunun nedeni tüketicilerin günlük/haftalık gereksinimlerinden fazlasını alıp stok yapmış olmaları. Ayrıca tüm etkilerin henüz bilindiğini düşünmüyorum. Üstelik pandeminin petrol fiyatlarındaki düşüş gibi, dünya ekonomik resesyonu ile üst üste gelmesi sıkıntıların büyüyeceğine işaret ediyor. Bunların üstüne bir de sosyal çalkantılar da eklenince karmaşa düzeyi hayli yükseldi.

Tüm şirketler açısından ortak noktalardan biri uzaktan çalışma modeline geçiş oldu. Buna eğitim sektörü hızlı ve kolay uyum sağladı. Ancak diğer sektörlerde üretkenlik sorunu baş gösterdi. İnsanlar evde olmayı istirahat zannedip konsantre çalışmayı gerçekleştirmekte zorlandılar. Bu soruna karşı personelin hangi zaman diliminde, hangi işler üzerinde çalıştığını gösteren ve internet kullanım bilgisini veren “personel izleme yazılımları” çare olarak görüldü. Marketler siparişleri online alabilecek altyapılara muhtaç olduklarını gördüler ve bu yatırımları yaptılar. Bu konu bulut bilişimin önemini göz önüne serdi.

Diğer tarafta küresel değer zincirlerinin globalleşerek mesafelerin uzaması şeffaflık, görünürlük konularını daha önemli kıldı. Çünkü enformasyon teminindeki gecikmeler önlem alma gecikmeleri getirdiği için zararlar daha büyük boyutlara ulaşmakta. Bu noktada Tedarik Zinciri Kontrol Kulesi (supply chain control tower), erken uyarı sistemleri, envanter durum izleme çözümleri, business activity monitoring yazılımları ve yazılım mimarisi tercihinin push tabanlı olması gibi konular üzerinde çalışılabilir gibi görünüyor.

Dijitalleşme bu dönemi daha az zararla atlatabilmek için sizce ne gibi faydalar sağlar?

Halefşan Sümen: Dijitalleşme bir yandan maliyet tasarrufları sağlama aracı olarak, diğer yandan elektronik ticaret ile satışları fiziksel kanaldan sanal kanala aktarma çözümü olarak kullanılabilir. Ek olarak tedarik zincirinde risk yönetimi amaçlı kullanımı da büyük fayda sağlar. Ancak yaşadığımız sıkıntılı durumdan bağımsız olarak “iş modeli inovasyonu” için de kullanılabilir. Bu konu diğerlerine göre en fazla katma değer sağlayacak olandır. Bu nokta ise fırsat yönetimidir ve üzerine kesinlikle gidilmelidir!

PANDEMİ : LANET DÖNGÜSÜ

Yöneticilerin pandemi sürecinde yaşadıkları ne gibi zorluklar vardı?
Bu zorlukları şirketlerin kendi kimliklerine uygun bir biçimde atlatma yöntemleri nasıl oldu?

Halefşan Sümen: Pandemiler insan ömründen daha uzun aralıklarla oluştuğundan literatürde lanet döngüsü (dooming cycle) adı verilmiş olan, karşılaşılan probleme bulunan çözümün unutulması ve yeniden çözüm bulmak zorunda kalma sendromunu yaşatıyor. Bunun diğer adı kriz yönetimi tabii. Ancak kriz yönetimi yapabilmek için risk yönetimi yapmış olmak gerekiyor. Bu yapılmamışsa ne yapacağını bilememe boşluğuna düşülüyor, hatta panik yaşanıyor. Burada best practice’leri örnek alma, şirket içinde ortak akıl platformu oluşturmak ve en sık görüleni de kendi aklına geleni uygulama davranışları görüldü. Bazı firmalar yeni değer zincirleri oluşturmak gerektiğini düşündüler. Bir yerine daha çok tedarikçi ile işbirliği oluşturma yolunu aramaktalar. Tedarik, üretim ve dağıtımda esnek ve yedek ağlar kurmayı denemekteler. Kritik mallarının emniyet stok düzeylerini arttırma ya da tersine nakitte kalma yoluna gidenler oldu. Nakit akışını artırma, harcamaları kısma, bulunabilirse borçlanma diğer örnekler. Burada görülen şu ki ihtiyat akçesi olan kurumlar, ülkeler burada dayanma gücü buluyorlar, basiretli davranmamış olanlar ciddi sorunlar arifesindeler. Maalesef işten çıkarmalar, küçülmeler ve iflaslar da sürekli gözleniyor. Bu nedenle ben henüz atlatma kelimesini kullanacağımız aşamada olduğumuzu düşünmüyorum.

Bu süreçte yapay zekanın kullanımı ne kadar hızlanacak?
Devletler yapay zeka ile ilgili politikalarını güncellemek zorunda kalacaklar mı?

Halefşan Sümen: Yapay zekanın bilindiği gibi çeşitli alt başlıkları var. Pandeminin ciddi iş gücü kaybı yaratması firmaları kanımca biraz daha “iş süreçleri otomasyonu” konusuna itecek. Fabrikalarda cobot (collaborative robot) kullanımında, ofislerde ise özellikle prosedür tabanlı işlerin yazılımlara delege edilmesinde artış olabilir. Akıllı ajanlar (intelligent agents) yazılımlara gömülerek daha fazla dijitalleşme gerçekleşebilir. Devletler uluslararası ticaretin sekteye uğramaması için önlemler almak zorundalar. Bunun için örneğin gümrük operasyonlarında otomasyon düzeylerini artırabilirler. Keza sağlık ve emniyet hizmetleri için de bu tür uygulamalar kullanılabilir. Bizim devletimizin yapay zeka politikasını ben bilmiyorum.

DİJİTAL UÇURUM GÜNDEME GELECEK

Şirketlerin dinamikleri değişti. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Nasıl bir dönüşüm olacak?

Halefşan Sümen: Şirketler bundan böyle risk yönetiminde yetkinleşmek, hatta risk yönetiminin üst düzeyi olan çevik şirket yapısına yükselmek zorundalar düşüncesindeyim. Bahsettiğim risk yönetimi hem kurumsal, hem değer zinciri, hem operasyon ve enformasyon sistemleri risk yönetimidir. Bu yapı bir yandan öncü göstergelerin takibini, diğer yandan koordinasyon ve karar alma mekanizmalarının hızlandırılmasını gerektiriyor. Burada da mobilite, 5G, bulut bilişim, veri analitiği, müşteri deneyimi yönetimi otomasyonu, yeni nesil ERP yazılımları, ileri planlama ve çizelgeleme, Nesnelerin İnterneti, tedarik zincir partnerlerinin buluştuğu platformları, hatta dijital ikiz teknolojilerini gündeme getirecek. Bütün bunları Endüstri 4.0 başlığı altında görüyoruz. Bu dönüşüm için şirketlere devlet desteği verilmesi gerekiyor. Şimdilik bunu en iyi şekilde Almanya yapıyor. Her yıl çok büyük dış ticaret fazlası veren Almanya’nın (bizi kıskanan!) muazzam serveti buna olanak veriyor. Zaten Almanya dünyada altın stoğu en yüksek ülkedir. Diğer ülkeler bunu yapamayacaklar ve eski bir kavram olan dijital uçurum (digital divide) tekrar konuşulmaya başlayacak.

İşçi-işveren ilişkisinde nasıl bir dönüşüm bekliyorsunuz?
Çalışan verimliliğini ne yönde etkileyecek?

Halefşan Sümen: Finansman ve ekonomi uzmanları önümüzdeki birkaç yılda küçülme beklemekteler. Bu doğru çıkarsa işsizliğin artacağını, bunun kaçınılmaz sonucu olarak da ücretlerde azalma görüleceğini öngörebiliriz. Daha fazla uzaktan çalışma (tele working) örneklerine şahit olacağız. Toplantılar online olacak, bildiğimiz iş seyahatleri olabildiğince azaltılacak, belki de sonu gelecek. Mailler mesajlara dönüşecek. Çalışılan ofislerin mobilyaları sık ve detaylı temizlemeye dayanabilen malzemelerden yapılacak. Şirketler çalışanlarının sağlıkları ile daha yakından ilgilenmek zorunda kalacaklar. İnsan kaynakları departmanları çalışanlara sürekli korunma ve sağlık eğitimleri düzenleyecek, çalışanların sağlık kayıtlarını hassas biçimde tutacaklar.

Ofislerde çalışanlara sürekli medikal tarama yapılacak. İş başvurularında Covid-19 bağışıklık sertifikası aranmaya başlayacak. Ama her hâlükârda 9-17 mesai tarih olacak. Maskeler ise hem kadının, hem erkeğin şıklık aksesuarı haline gelecek…

Halefşan Sümen, Mühendislik ve Sosyal Bilimler alanlarında multidisipliner eğitim almıştır. Kendisini öğrenci olarak tanımlamakta, en iyi öğrenme yolunun öğretmek olduğunu düşünmektedir. Maltepe Üniversitesinde Öğretim Üyesi ve Yönetim danışmanıdır.”Küresel Değer Zinciri Tasarımı ve Yönetimi” ile “Dijital Dönüşüm” üst başlıkları kapsamındaki konularda eğitimler vermekte, proje çalışmaları yürütmektedir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment